Z Kuşağı Nasıl Ortaya Çıktı

Z Kuşağı Nasıl Ortaya Çıktı? Y Kuşağının Z Kuşağına Etkisi

Z Kuşağı Nasıl Ortaya Çıktı? Y Kuşağının Z Kuşağına Etkisi yazımızda Y kuşağının günümüzdeki Z kuşağının ortaya çıkmasındaki etkisini, Z kuşağının aldatılmasını, jenerasyonların ayırımını ve değişen dünyaya uyumu yazdık.

İnsan, içinde bulunduğu çağı yansıtan bir aynaya benzer. Hamuru öyle yoğrulur, karakteri öyle şekillenir. Bu benzerlik ailenin kültür kodlarına rağmen gerçekleşir. Hatta denilir ki: “İnsan, içinde yaşadığı çağa, babasına benzediğinden daha çok benzer.”

Yaşadığımız çağda birey, her şeyin önüne geçti. Bireycilik dünyanın her tarafına yayıldı. Moda akımları kanserli hücre gibi gençlerin hayatını çepeçevre sardı. Z kuşağı da bu problemlerle karşı karşıya kaldı.

Z Kuşağının Ebeveynleriyle Olan İlişkisi

Z Kuşağı Nasıl Ortaya Çıktı?

İşlerin bu noktaya ulaşmasında Z kuşağının anne ve babası etkili olmuştur. Y kuşağı olan ebeveynlerin bu duruma etkisi çok büyüktür. Çünkü bir zamanlar, Z kuşağı olacak olan nesil onlardı. İlk ayrılıklar, ilk isyanlar, aileye, topluma karşı ilk tepkiler onlar tarafından yükselmişti. Bu, açık bir karşı duruştu, bir farklılık göze çarpıyordu. Atalet halinden hareket haline geçiş vardı. Fakat bu tarz girişimlerin ilkinde yaşanan hayal kırıklığı ve yelkenleri suya indirme, burada da kendini göstermişti.

Günümüzde adı verilen “Z kuşağı” olmak için yola çıkan ilk nesil, bir süre sonra törpülendi. Bu nesil ilk önce kendine yenildi. Kendisine yenilmiş olan bu kişileri artık herkes yenebilirdi. Çünkü öz benliğine olan inancını bir defa yitirmişlerdi. Yavaş yavaş ailelere, sonra da topluma yenildiler ve bu önden giden atlılar; yarım kalan hayalleriyle artık ihtiyar ve bahtiyardılar. Bu saatten sonra onlar için “Ben” yoktu, “Ben”likleri kalmamıştı. Ama burada asıl Z kuşağının tohumları atılmış oldu.

“Ben yaşamadım, kızım yaşasın; ben yapamadım, oğlum yapsın…” moduna geçildi. Prens ve prenses anneleri ile sultan ve şehzade babaları, 1 yaşındaki çocuklarına doğum günü partileri düzenleyerek onların muazzam birer varlık olduğunu düşündüler ve düşündürdüler.

İçlerindeki yarım kalan yaşanmışlıklara atıfla çocuklarına, “Sen özelsin!” dediler. “Kendini sev”, “Her insan bir dünyadır”, “En büyük aşk, insanın kendini sevmesidir”, “Başkası olma, kendin ol”, “Sen her şeysin” gibi sözler söylediler. Bütün bu denilenlerden sonra artık evlatlarından, kendi başlarına hiçbir şey öğrenmesini, yapmasını beklemediler. Ebeveynlerin onlardan ümit ettikleri tek şey, kendilerini iyi hissetmeleriydi.

Sürekli İş Değiştirme Gençler

Z Kuşağı Şekillenmesi

Z Kuşağı Aldatmacası

  • Her şey mümkün!
  • Benzersizsiniz!
  • Kendine inan!
  • Hayallerinden asla vazgeçme!
  • Rüyana inanmak zorundasın!
  • Düşlerini izle!
  • Her şey olabilirsin!

“Kendime inandığım sürece, diğerlerinin ne düşündüğü umurumda değil.” Bu cümle tipik bir Z kuşağı cümlesidir. Kendine inanmak, daha sonra kendini ifade etme biçimlerini ortaya çıkaracaktı. Bu durumu her genç, kendi iç dinamiklerinde, yine kendisi sergileyecekti. Kimi dövmelerle, kimi eğitime adanmışlıkla, kimi sanatla, sporla, kimi de duayla, ibadetle…

Z kuşağının, harcama gücü yüksek, istediğini elde edebilen güçlü genci, bütün bunları içselleştirdikten sonra, başkalarının ne düşündüğünü düşünemezdi!

Bir başka bilindik Z kuşağı cümlesi de: “Farklı olmak iyidir.” İyi, hoş farklı olun da bu farklılığın bir sınırı var mı veya olmalı mı? Toleranslı olma sadece dil, din, ırk zemininde mi geçerli? Yoksa inançlar, duygular ve bütün soyut şeyler için de hazmedilebilir mi?

“Siz, siz olduğunuz için özelsiniz, hiçbir niteliğe gerek yok.” Z kuşağının sınırları zorlayan ifadesi gösteriyor ki benlik algısının, özsaygının suyu çıkmış durumda. Sen mükemmelsin, şöyle güzelsin, böyle iyisin, hiçbir şeyi başarmana gerek yok sözleri çok fazla söyleniyor. Bir işten anlamadığı ve hiçbir işe yaramadığı halde, ortada dolaşan üst düzey mutlu, huzurlu, memnun bir nesil ortaya çıkmış oldu. Bir eğitimcinin sözü durumu özetliyor: “Benlik adlı pamuk helvayı, hiçbir temele dayandırmadan çocuklara ikram ettik.”

Kuşak Çatışmasının İlerlemesi

Jenerasyonların Yıllara Göre Uzanışı

1925-1945 Gelenekseller

1946-1964 Baby Boomers (Patlama Kuşağı)

1965-1980 X kuşağı

X kuşağı: İş ve hayat dengesini sağlamış, sadık insanlardır.

1981-1995 Y kuşağı

Y kuşağı: Özgürlük ve esnekliği severler. İnternet ve dijital kültüre daha yatkınlardır. Girişimci özellikleri vardır.

1996-2012 Z kuşağı

Z kuşağı: Güvenlik ve istikrar kendileri için önemlidir. Çok görevli işlere yatkındırlar. Aynı anda birkaç işi yapabilirler. Nano teknolojiye hakimdirler.

Z Kuşağının Pozitif Yönleri

  • Ne istediklerini biliyorlar.
  • Bireysel ve bağımsız çalışma özelliğine sahipler.
  • Dürüstler.
  • Kendilerini rahat ifade etme biçimine sahipler.
  • Girişimciler ve teknolojiyi iyi kullanıyorlar.
  • Farklılıkları zenginlik olarak görüyor ve bunu benimsiyorlar.
  • Renkli ve canlı bir iş hayatı istiyorlar ve daha az hiyerarşi talep ediyorlar.

Dünya Değiştikçe İlişkilerde Değişiyor

Rekabetçi dünyada genç olmak zordu. Çünkü küçük dünya, büyük ve gümbürtülü bir değişim geçirmişti. Önceki nesiller, dünya savaşları yaşadı, büyük buhranlar ve bunalımlarla çarpıştı. Fakat şimdiki gençler gibi endişeli, kaygılı ve depresif değillerdi. Çünkü onların karşısında gerçek bir korku vardı ve bununla cesurca yüzleştiler. Savaş mı var, gideceksin; kıtlık mı yaklaşıyor, elindeki tohumu toprağa ekeceksin.

Günümüzde ise bilinen bu tür korkular yok. Savaşlar daha sinsi, trafik kazası, maganda kurşunu gibi şeyler çok fazla; düşman görünmüyor. Bugünkü nesil, eskilere kıyasla daha fazla imkana sahip olmasına karşın temel insani düsturlardan uzak kalıyor. Sağlıklı iletişim kuramadan, içinde yaşadığı toplumun duyarlılıklarına vakıf olamadan ve hayatın karşısına çıkaracağı buhranlardan haberdar olmadan yetişiyor. Dolayısıyla buz dağları misali, gençlik de bütün değerleriyle gözümüzün önünde eriyip gidiyor.

Her şeye rağmen bunlar telafi edilemez durumlar değildir. Onların bağımsız çalışma taleplerine uygun, esnek sistemler geliştirilebilir. Kendilerine fazla güvendikleri için belirli kalıplara hapsederek onları törpülemek fayda sağlamayacaktır. Z kuşağının kişilik özelliklerini anlayıp iyi analizler yaparak aleyhte görülen bu durum, lehe çevrilebilir. Onlardaki enerji faydaya dönüştürülebilir.

Zamanın akışında zuhura gelen ve süreç içerisinde gerek davranış şekilleriyle gerekse cümlelerle şekillenen bu nesli; modern tasarımlı çalışma ortamlarıyla, teknoloji ile desteklenen ve hiyerarşiden uzak tutulan bir atmosferle kazanabiliriz.

Kaynak: İnsan ve Hayat Dergisi‘nden yardım alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.