Sarı Kantaron Faydaları

Sarı Kantaron Faydaları ve Kullanım Şekilleri Nelerdir?

Sarı Kantaron Faydaları ve Kullanım Şekilleri Nelerdir? yazımızda sarı kantaron bitkisinin içeriğinde ne olduğunu, sarı kantaronun sağlığımıza olan önemli faydalarını ve kullanım şekillerini ayrıntılı bir şekilde yazdık.

Sarı Kantaron Bitkisi

Sarı kantaron, Latince adıyla Hypericum Perforatum, Anadolu‘daki yaygın adıyla sarı kantaron otu, kantarongiller familyasındaki onlarca türden biridir. Bu cinsin dünyada 400, Avrupa’da 10, Türkiye‘de 96 türü vardır. Bu türlerden 46’sı ise endemiktir. Endemik olmayan türlerden biri olan sarı kantaron, 70-90 cm boylarında, çok yıllık otsu bir bitkidir. Ilıman bölgelerde, akarsu çevrelerinde, nemli topraklarda, ekim yapılmayan arazilerde, yol kenarlarında, çayırlık bölgelerde, orman kenarlarında, kısacası oldukça geniş bir coğrafyada yetişmektedir. Türkiye’deki tahmini potansiyeli, yılda 180 bin kilogramdır.

Dış görünüş olarak dallarının tepesinde yıldız şeklinde, altın sarısı çiçekleri bulunur. Çiçekleri, 5 adet taç yaprak ve ortasında çokça tepecikten oluşmaktadır. Gövde ve dalları yeşildir. Anadolu’da pek çok isimle bilinmektedir. Kan otu, kılıç otu, mayasıl otu, yara otu, binbirdelik otu, çay çiçeği, çay otu, püren, sarı püren, koyunkıran, kuzukıran v.s isimleri bulunmaktadır.

Sarı kantaron çok eski zamanlardan beri yara ve yanık tedavisinde kullanılan şifalı bir bitki olarak tanınmaktadır. Ancak sarı kantaron için şifalı bitki yerine “tıbbi bitki” ifadesi daha doğru olacaktır. Son derece tesirli biyokimyasal maddelere sahiptir. Tek başına ve tabii koşullarda kullanımı dahi kimyevi ilaçlar kadar tesirlidir. Haliyle her ilaç gibi yüksek doz kullanımda yan etkileri de olabilir.

Her Derde Deva Kürü-Sarı Kantaron

Sarı Kantaron İçeriğinde Neler Var?

Sarı kantaronda, ona farmakolojik (eczabilim) özellikler kazandıran en az 10 sınıf biyoaktif vardır. Bu, kantaronun 10 çeşit maddeden oluştuğu anlamına gelmez. Her biri farklı tedavi edici etkilere sahip olan en az 10 etken madde içerdiği anlamına gelir. Bu biyoaktifler, bitki özünün yaklaşık %20’sini oluşturmaktadır, bu haliyle tam bir tıbbi bitkidir. Biyoaktif bileşenlerinin bazıları; flavonoidler, prosiyanidler, tanninler, naftodiantron türevleri, floroglusinoller, esansiyel yağlar, aminoasitler, ksantonlar, fenilpropanlar, organik asitler ve peptitlerdir. Bunların çoğunun sarı kantarondaki farmakolojisi henüz anlaşılmamıştır. İçlerinde en aktif olanları bir floroglusinol olan hiperforin ve bir naftodiantron olan hiperisindir.

Antiviral Hiperisin

Sarı kantaronun en karakteristik bileşeni, hiperisindir. Kırmızı renkli bir pigment olan hiperisin, kantaron yağı yapımında, yağa kırmızı rengi veren maddedir. Bitki özütlerinde hiperisin %0,1-0,3 oranındadır. Bu oranın en yüksek olduğu dönem, çiçeklenme dönemidir. Hiperisin oranı, bitkinin bulunduğu rakım ve toplandığı saatten etkilenmez. Ancak havanın ve toprağın neminden etkilenir. Bölge yeterince yağış aldıysa ve toprak özellikle kar sularıyla neme doyduysa sarı kantaronun hiperisin oranı yüksek olur. Bitki kurutulduğunda hiperisin oranı %80 oranında azalır. Kurutulmuş sarı kantarondan yapılan yağın açık renkli olmasının sebebi, hiperisin oranının çoğunun kaybolmuş olmasıdır.

Bilimsel çalışmalara baktığımızda, hiperisinin güçlü bir antiviral olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca antitümoral etkisi sayesinde kanserleşen hücrelerde yıkım sağlıyor. Bütün bunlarla birlikte hiperisin, sarı kantaronun antidepresan özelliğinde etkili olan bir yardımcı maddedir.

Antidepresan Hiperforin

Isıya, ışığa ve havaya karşı duyarlı olan hiperforin, sarı kantaronun antidepresan özelliğinden sorumlu ana bileşendir. Önceleri, bu görevi hiperisinin üstlendiği düşünülüyordu. Ancak saf haldeki hiperisin ile yapılan bilimsel çalışmalarda, antidepresan aktivite gözlemlenemedi. Çalışmalarda, bitkinin içeriğindeki bazı bileşenlerin de tek başlarına antidepresan tesiri olmasa da hiperforinle birlikte bu tesiri gösterdiği belirlendi. Sonuç olarak sarı kantaronun en güçlü antidepresan kabiliyetinin bileşenlerinin tek başına kullanılmasıyla değil, total etkileşim halinde olduklarında sağlandığı ve bu sistemin başında hiperforinin olduğu görüldü.

Sarı Kantaron Kullanımı

Sarı Kantaronun Yanık ve Yaralara Karşı Etkisi

Yara iyileştirme kabiliyeti, sarı kantaronun toplumda en çok bilinen özelliğidir. Antik çağlardan beri binlerce yıldır en çok kullanım amacı da yara iyileştirmek için olmuştur. Bu yara iyileştirme kabiliyeti, bilim insanlarını çok kez hayrete düşürmüştür. Yanık ve yara tedavisinde etkili sonuç alabilmek için bir araya getirilmek istenen ancak farmakolojik açıdan mümkün olmayan bir dizi biyoaktif bileşen, kantaron bitkisinde kompleks halde mevcuttur. Sarı kantaronun yara iyileşmesinde en etkili bileşeni yine hiperforindir ancak diğer bileşenleriyle etkileşim halinde gerçekleşir.

Bilimsel çalışmalarda yara iyileşme sürecinde enflamasyon süresini kısalttığı, fibroblast yüzdesinde artış sağlayıp kolajen depolanmasını hızlandırdığı, epitel dokuyu hızla onarıp yenilediği ve tüm bunlar olurken bir yandan da antibakteriyel ve antienflamatuvar etkisi sayesinde yarayı enfeksiyondan koruduğu görülmüştür. Herhangi bir yanık veya yara tedavisinde bu etkileri sağlamak için 2 veya 3 ilaç birden kullanmak gerekirken, sarı kantaron tek başına yeterli olmaktadır.

Bir çalışmada, farelerde yanık üzerinde sarı kantaron ve gümüş sülfadiazinin etkisi kıyaslandı. Sonuçta sarı kantaronun gümüş sülfadiazine kıyasla ödem miktarını, damar hasarlanmasını, kolajen diskolorasyonunu ve kıl kökü hasarını daha çok azaltırken, kıl kökü ve damar sayısını ve epidermis kalınlığını koruduğu görüldü. Özellikle ilk 24 saatte sarı kantaronun günde 4 defa uygulanmasının gümüş sülfadiazine kıyasla ciddi anlamda üstün olduğu görüldü. Bununla beraber her ikisinin birlikte uygulanması tedavi süresini çok daha kısaltmıştır.

Antibakteriyel Kapasite

Hiperisin, güçlü bir antiviraldir. Bilinen birçok virüs üzerinde denenmiş ve etkili bulunmuştur. Virüsler üzerinde etkili olan sarı kantaron, elbette bakterilere karşı da çaresiz değildir. Hiperforin oldukça güçlü bir antimikrobiyaldir. Bitki köklerinde bulunan bazı ksantonlar ile çiçek ve yapraklarda bulunan uçucu yağlar da güçlü antibakteriyel kapasiteye sahiptir.

Sarı Kantaron Yan Etkileri

Sarı Kantaron Yan Etkileri Nelerdir?

Nadir olmakla beraber bazı yan etkiler gösterebilir. Sarı kantarondaki etken madde hiperisin, doğada bilinen en güçlü ışık emici bitkisel bileşendir. Işığa duyarlı olduğundan yüksek doz kullanımda, deride ışığa karşı hassasiyet oluşabilir. Güneşin ultraviyole ışınları, deride kızarıklık ve tahrişe sebep olabilir. Özellikle açık tenli ve albino bireylerin daha dikkatli davranmaları gerekir.

Ağızdan yüksek doz alındığında, mide-bağırsak hassasiyeti, yorgunluk hissi, baş dönmesi, saç dökülmesi, alerji ve ışığa duyarlılık görülebilir. En sık görülen yan etkiler, baş ağrısı, karın ağrısı, kabızlık ve ağız kuruluğudur. Kantaron ürünlerinin yan etki oluşturmasının tek sebebi, doğal ve bitkisel olduklarından, toksik dozunun olmadığının zannedilmesidir.

İlaç Etkileşimleri

Konu bir tıbbi bitki olunca, doz ve ilaç etkileşimi mevzularından da bahsetmeliyiz. Kantarondaki hiperforin, birçok ilacın etken maddesiyle etkileşime girebilir. İlaçların etken maddelerinin emilimini azaltabilir. Kronik hastalıklara bağlı olarak düzenli ilaç kullanımı varsa, sarı kantaron kullanabilmek için hekime danışmak doğru olacaktır.

Sarı kantaron, siklosporin, midazolam, takrolimus, amitriptilin, digoksin, indinavir, varfarin, teofilin, irinotekan, alprazolam, dekstrometorfan, simvastatin gibi ilaçların, kan düzeylerini düşürebilir. Sertralin, nefazadon ve paroksetin ile etkileşerek serotonin sendromuna yol açabilir. Kullandığınız ilaçlarda bu etken maddeler varsa sarı kantaronu kullanmadan önce hekiminize danışmalısınız.

Anestezi ilaçlarıyla etkileşime girebilme ihtimalinden dolayı, operasyon geçirmeden önce kantaron kullanılmamalıdır. Ayrıca kantaron, oral kontraseptiflerin de etkisini baskılayabilir.

Sarı Kantaronun Sağlık Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Ter Kesici-Uykusuzluk

Uyku Problemlerine Çare

Sarı kantaronun, antidepresan etkisi sayesinde stresi ve anksiyete semptomlarını azaltarak kişinin uykuya geçişini kolaylaştırdığı görülmüştür. Bununla beraber, menopozal dönemde sıcak basması, gece terlemesi şikayetlerini fark edilir derecede azalttığı, böylece uyku bölünmelerini ortadan kaldırdığı anlaşıldı. Sarı kantaronun hayıt ve karayılan otuyla kıyaslandığı bir çalışmada, karayılan otu ve hayıt, tek başlarına etkili olmazken, sarı kantaronla kombine kullanımda, geceleri sıcak basması semptomlarını yarı yarıya azalttığı görülmüştür.

Kusma Önleyici

Antidepresan Kabiliyeti

İtalyan doktor ve kimyager Angelo Sala, 1630’da yazdığı eserde şöyle der: “Melankoli, aslında kişiliklerinin bir parçası olmadığı halde bazı dönemlerde özellikle zeki insanları etkileyen ve hayal dünyalarından bazı problemlere yol açabilen bir durumdur. Sarı kantaron, bu ruh halindeki kişilere verildiğinde, hastalar adeta yıldırım hızıyla iyileşmektedir. Öyle kişi bu kişiler, bir tam gün içinde sağlıklarına kavuşmuştur. Sarı kantaronun bu amaçla kullanılan diğer tüm bitkilere ve ilaçlara kıyasla çok daha üstün olduğunu ve saygıyı hak ettiğini söylemek zorundayım.”

Ülkemizde sarı kantaronun antidepresan özelliği az bilinmesine rağmen, Avrupa’da en çok bu alanda ün yapmış ve bunun için kullanılagelmiştir. Avrupa’da satılan bitkisel ürünlerin %13’ü sarı kantaron ekstreleridir. Yalnızca Almanya’da bir yılda 70 milyon Euro’dan fazla ciro sağlamıştır. ABD’de 2008 yılında 8,2 milyon dolarlık satış rakamıyla en çok satılan bitkisel ürünlerden biridir.

Antidepresan etkisiyle ilgili bilinen ilk kayıt, 1. asra aittir. Asırlar boyu farklı coğrafyalarda melankolik tavırlar sergileyen kişiler için kullanılmıştır. Bu etkileri 2000 yıldır bilinen en önemli tıbbi bitkidir. 20. asır ise tarih boyunca sarı kantaronun en az popüler olduğunu dönemdir.

Depresyona Etkisi

Sarı kantaron, bütün dünyada hafif ve orta şiddetli depresyonda etkisi kanıtlanmış tek bitkidir. Üzerinde çok fazla çalışma yapılmış ve bilinen standart antidepresanlarla aynı etkinliği gösterirken, bunlara kıyasla daha az yan etkiye neden olduğu tespit edilmiştir. Tüm dünyada geçerli olan ICD (Uluslararası Hastalık Sınıflandırma Sistemi) kodlarında sarı kantaron ekstreleri, “hafif depresif nöbet”, “orta depresif nöbet”, “yineleyen depresif bozukluk”, “hafif şiddetli şimdi nöbet” ve “orta şiddetli şimdiki nöbet” hastalıklarında etkili olarak tanımlanmıştır.

Üzerine yapılan tüm bilimsel çalışmalar aynı sonucu vermiştir. Genel olarak %0,3 hiperisin ve %2-5 hiperforin içeren sarı kantaron ekstreleri, plaseboya göre etkili bulunmuş, diğer sentetik ve standart antidepresanlarla çok yakın sonuçlar verirken, sentetik antidepresanlardan çok daha az yan etki vermiştir. 1996 yılında yapılan araştırmada, 23 bilimsel çalışma değerlendirilmiş, sonuçta sarı kantaron ekstresi kullananlarda %19 oranında yan etki rapor edilirken, sentetik antidepresanlarda %36 oranda yan etki rapor edilmiştir.

Gaz Gidericiler-Mide Ağrısı

Gastrit ve Ülsere Etkisi

Araştırmalar en çok rastlanan mide sorunlarından olan gastrit ve ülsere karşı sarı kantaronun etkili olduğunu gösteriyor. Mide zarındaki iltihaplanmadan kaynaklanan gastrit hastalığında, sarı kantaronun dahili kullanımı, hastaların mide şikayetlerini kayda değer oranda azaltıp, düzenli kullanımda tedavi sağlayabiliyor. Sarı kantaronun iltihap giderici ve hücre yenileyici özelliği midede devreye girmektedir. Tıpkı deri üzerindeki yaraları iyileştirdiği gibi, midedeki yaralanma nedeniyle oluşan ülser hastalığında da yaraları iyileştirebiliyor.

Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, mide ülseri olan farelerden bir gruba kantaron yağı tedavisi uygulanırken diğer gruba herhangi bir tedavi uygulanmadı. Sonuçta, diğer grupta hiçbir iyileşme gözlenmezken, sarı kantaron yağıyla tedavi edilen grupta ülserasyon, gözle görülür oranda azalmıştı ve mide içi yapı, normale yakın şekilde görüldü.

Mide hastalıklarının daha oluşmadan önlenmesi ve yaşam kalitesinin korunması adına düzenli kantaron yağı kullanımı tavsiye edilmektedir. Kullanılan düzenli bir ilaç yoksa günde 1 tatlı kaşı kantaron yağı, aç karna alınabilir. İlaç kullanımı varsa uzmana danışılmalıdır.

Avrupa Obezite Sıralaması Türkiye

Obeziteye ve İnsülin Direncine Etkisi

Sarı kantaronun bunca faydasının yanında kilo kontrolü üzerinde de etkisi vardır. Fareler üzerinde yapılan bir çalışmada obez farelere belli bir süre sarı kantaron verilmiş ve süreç sonunda farelerin yağ doku ağırlığında azalma görülmüştür. Bununla beraber total kolesterol, açlık insülin ve HOMA-IR düzeyleri, kantaron verilmeyen gruba göre anlamlı derecede azalmıştır. Kantaron verilmeyen grubun ise bu süreçte yağ doku ağırlığında artış devam etmiştir. Sonuçta sarı kantaronun insülin direncini engellediği ve yağ dokuyu azaltabildiği tespit edilmiştir.

Sarı Kantaronun Kullanım Şekilleri Nelerdir?

Sarı Kantaron Yağı Faydaları

Yaralara Kantaron Yağı

Bulunduğumuz coğrafyada kantaronun en yaygın kullanım şekli yağ halidir. Kantaron yağı, kantaron bitkisinin kendi yağı değildir. Bitkinin çiçek kısımlarının birinci kalite sızma zeytinyağında usulüne uygun demlendirilerek etken maddelerini yağa geçmesini sağlamak suretiyle yapılır. Bitkinin etken maddelerinin %90’ı çiçek kısmında olduğundan sadece bu kısım kullanılır. Sarı kantaronun yara üzerinde kullanılan ürünü, kantaron yağıdır. Yara oluştuktan sonraki akut dönemde, yani ilk andan itibaren kullanılması çok daha etkilidir.

Bir bilimsel çalışmada sezaryen yaraları üzerinde sarı kantaron yağı ile sıklıkla kullanılan buğday yağı kıyaslanmıştır. 16 gün sonunda yara yüzeyinde kantaron yağı %37,6 iyileşme sağlarken, buğday yağı %15,8 iyileşme sağlamıştır. Farklı çalışmalarda, diyabet yaraları üzerinde en etkili bitkisel tedavinin, kantaron yağı olduğu görülmüştür.

Sarı kantaronun yara iyileştiriciliğinin zeytinyağından mı yoksa kantarondan mı olduğunu araştıran bir çalışmada, zeytinyağının pasif kaldığı bazı yaralarda, kantaron yağının %83-100 arası iyileşme sağladığı görülmüştür.

Kantaron Yağı Usulü

Mayıs-haziran aylarında, mümkünse tarıma uzak alanlarda taze olarak toplanan bitkinin çiçekleri, bir cam kavanoza sıkıştırmadan, gevşek şekilde koyulur. Üzerine, iki parmak geçecek kadar natürel birinci kalite saf zeytinyağı doldurulur. Kesinlikle rafine veya riviera yağ kullanılmaz. Kavanoz, gün boyu doğrudan güneş ışığı alacak bir yere koyulur. Başlangıçta 3-5 gün ağzı açık olur, sonra kapatılır. 40-45 gün burada bekletilir. Bu olaya “güneş ışığı maserasyon yöntemi” denir. Rengi tamamen bordoya döndükten sonra süzülür. Koyu renkli şişelere doldurulur. Güneş görmeyen, serin bir yerde ağzı kapalı şekilde muhafaza edilir. Bu şekilde 2-3 yıl saklayabilirsiniz. İçindeki etken maddeler, ısıya ve ışığa duyarlı olduğundan ortamın serin ve karanlık olması çok önemlidir.

Kantaron yağı yapılırken 2 veya 3 demleme yöntemi de uygulanabilir. İlk önce 20-25 gün beklenir, rengi biraz kırmızılaşmış olur, süzülür ve içine yeniden taze kantaron çiçeği doldurulur. Rengi biraz daha koyulaştığında tekrar süzülür, yeniden taze çiçek doldurulur ve yine güneşe bırakılır. Rengi tamamen koyu kırmızıya dönünceye dek beklenir ve son kez süzülüp şişelenir. Koyu renkli cam şişelerde saklanır. Plastik şişe kullanılmamalıdır.

40-45 gün, tek demleme yapılan kantaron yağı ile 2-3 demleme yapılan kantaron yağı arasında muhteva olarak pek fark yoktur. Çiçekler aynı bölgeden toplandığı takdirde her ikisinin rengi neredeyse aynıdır. Kantaron yağına kırmızı rengi veren hiperisin olduğundan, kantarondaki hiperisin oranına göre rengin yoğunluğu değişebilir. Ne kadar koyu olursa, hiperisin oranı o kadar yüksektir.

Sarı Kantaron Çayı Faydaları

Kantaron Çayı

Kantaron çayı, bitkinin günlük dahili kullanımı için en uygun ürünüdür. Haziran-temmuz aylarında, çiçeklenmenin en yoğun olduğu dönemde toplanan bitki, taze halde ince ince kıyıldıktan sonra gölgede kurutulur.

Bir tatlı kaşığı kurutulmuş kantaron, 1 bardak sıcak suda 3-4 dakika demlenmeye bırakılır, sonra içilir. Bu çay mide, bağırsak ve akciğer sorunlarına, uykusuzluğa, enfeksiyonlara, menopozal sendromlara iyi gelmektedir.

Kantaron Dekoksiyonu

Kantaron dekoksiyonu, sarı kantaronun iç hastalıklar için tam bir ilaç hüviyetine bürünmüş halidir. Kantaron ürünleri içerisinde en lezzetsiz olanı olsa da anlaşılacağı üzere en tesirlisi de odur. Sık kullanım için uygun değildir. Tedavi amaçlı kullanılır.

Bitkinin toprak üstü kısımları kurutulduktan sonra suda kaynatılır. Ölçü olarak, 250 gram kurutulmuş sarı kantaronun 4 litre suda kaynatılması tavsiye edilir. Su miktarı 2 litreye düştüğünde kaynatma işlemine son verilir. Süzülür, bir gece ay ışığında bekletilir, daha sonra buzdolabına kaldırılır. Sabah ve akşam yarım çay bardağı (sadece yarım çay bardağı) içilir. Çok tesirli olduğundan doz aşımına dikkat edilmesi gerekir. Sürekli kullanılan bir ilaç varsa, mümkünse kantaron dekoksiyonu süresince ilaç kullanılmamalıdır.

Kantaron Ekstresi

Genellikle Avrupa ve Amerika’da kantaron çayı yerine bitki özütünden yapılmış kapsüller kullanılır. Genellikle %0,3 hiperisin içeren 300 miligramlık kapsüller kullanılır. Türkiye’de bu kapsüllerin şuanda üretimi yoktur. Antidepresan kullananlar için alternatif olabilir. Ancak kapsül şeklinde olduklarından üretimde kullanılan yardımcı maddeleri iyi incelemek lazımdır.

Yardımcı Kaynak: Melek Aktürk-İnsan ve Hayat Dergisi‘nden yardım alınmıştır.

(Görüntüleme: Toplam 12, Bugün 1)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön