Ufak Şeyleri Dert Etmeyin

Ufak Şeyler kişisel gelişim

Ufak Şeyleri Dert Etmeyin

1. Negatif olaylardan ders çıkarıp onları pozitif yapmak

Bunun ne kadar eğlenceli ve kolay olduğuna şaşıracaksınız. Tek yapmanız gereken olayları,” Neden bana bunu yapıyorlar?” yerine “Bana ne öğretmeye çalışıyorlar?” şeklinde görmektir.

Haklı olmak için ısrarcı olursanız, bunun karşılığını iç huzurunuzu kaybederek ödemek zorunda kalırsınız. Genelde metanetli olabilmek için, nezaketi haklı olmaya tercih etmeniz gerekmektedir. Bu fikri uygulamaya başlamanın en iyi zamanı bunu okuduktan sonra konuşacağınız ilk kişidir.

Önemli olan haklı olmak değil, Huzurlu olmaktır. Celal Yavuz

Unutma!

En sinirli ve sinir bozucu davranışları sergileyen kişi aslında merhamet için yalvaran, sıkıntı da olan insandır.

“Her trajedi; diğer elinde bir hediye ile beraber gelir..
Ama genellikle acı çekmekle öylesine meşgul oluruz ki,
Hediyenin farkına bile varamayız.
O da geldiği gibi yitip gider..” Kızılderili Atasözü

2. Allah dertsiz bırakmasın

Meşhur bir kıssadır; dervişin biri diğerine sormuş: “Ne yapıyorsunuz, günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?” diye; öteki de cevap vermiş: “Ne yapalım, bulduğumuzda yiyoruz, bulamazsak

sabrediyoruz.” Bunun üzerine soruyu soran demiş ki: “Bunu bizim Horasan’ın köpekleri de yapıyor!”

Bu defa diğeri sormuş: “Peki siz ne yapıyorsunuz!”

Horasan dervişi fevkalâde ârifâne bir cevap vermiş: “Biz bulursak dağıtıyoruz; bulamazsak şükrediyoruz!”

Sanırım, bizim medeniyetimizden gayrı muhatablarına (hele hele ‘dost’ bildiklerine), “Allah sizleri dertsiz bırakmasın” diye dua edebilecek şefkatte güzîde insanların yetiştiği başka bir medeniyet, başka bir toplum çıkmamıştır.

Budistlerin de geleneklerinde zorluklar gelişimin ve huzurun o kadar büyük bir parçası olarak görülür ki bir Tibet duası,” Bana bu yolculuğumda dayanabileceğim zorlukları ve acıları ver ki, kalbim gerçekten uyanabilsin, özgürlüğü ve evrensel sevgiyi erişebileyim” yalvarışını içermektedir. Hayat çok kolay olduğunda, gerçek gelişim için daha az fırsat olduğuna inanılmaktadır. Anlayacağınız üzere başımıza dert geldiğinde hüzne boğulmak yerine sakin olup bu zor durumdan derslerimizi çıkarmaktır.

3. Övmek ve sevmekten korkmayın

Acaba kaç kişi bugüne kadar karşısındakinin “Sadece seni sevdiğimi söylemek için aramıştım” dediği bir telefon almıştır? Fakat bu telefonu alan kişi için Dünya’da bu sözleri duymaktan daha değerli bir şey olmadığından emin olabilirsiniz. Sizinde bu şekilde aranmanız hoşunuza gitmez miydi? Eğer telefonda bunu söylemeye çekiniyorsanız mesaj olarak da atabilirsiniz. Bir zaman sonra alışkanlık haline gelecek ve bunun yanı sıra sizde çok daha fazla sevgi göreceksiniz.

4. Olanlar için yakınma ve sorunlarınızı potansiyel eğitmenler olarak görün

Her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu vardır. Her ağaç bir tohumla başlar ve zamanı geldiğinde tekrar toprağa dönüşür. “Aman, Tanrım!” yerine “Olan oldu,” diye düşünürsünüz. Bu bilinci kullanmaya başladığınızda yalnızca soğukkanlılığınızı korumakla kalmayacak, aynı zamanda hayattan eskiye nazaran çok daha fazla keyif alacaksınız.

Sorunlarla ne kadar çok mücadele eder ve ortadan kalkmalarını istersek, bize çok daha kötü görünürler ve bizi daha çok strese sokarlar. Neyse ki bunun aksi de doğrudur. sorunlarımızı hayatın kaçınılmaz bir parçası olarak kabul eder ve potansiyel öğretici olarak görürsek, sanki omuzlarımızdan çok büyük bir yük kalkmış gibi hissederiz.

Unutma; günümüzün sorunsuz geçmesi pek de olacak şey değildir, bunun için bir problemle karşılaştığımızda kendimize “İşte açmamam gereken bir engel daha,” deyin. Hayata karşı koymak yerine onunla tatlı bir dans etmeye başlayın. Hayatı gereğinden fazla ciddiye almamaya başlayın. Burada anlatmak istenen kadere boyun eğmek değildir. Elimizden geleni yapıp taktiri Yaradana bırakmaktır. Sizin kontrolünüzde olmayan ya da gerçekten yardımcı olamadığınız ve aynı zamanda sizinle ilgisi olmayan olaylar yüzünden kendinizi karşı kırgınlık, rahatsızlık ve kaygılı hissetmeyin. Siz elinizden geleni yapın ve geri kalanını kadere bırakın.

5. Sakin olun ve konuşmaya başlamadan önce derin bir nefes alın

Bu strateji son derece basittir ve tek yapılması gereken karşınızdaki sözünü bitirdiğinde, bir an için beklemeyi ya da nefes almayı içerir. Ayrıca konuşma sırasında insanları dinler gibi gözükmekten çok onları dinleyin ve bütün odağınızı o kişiye yöneltin. Karşınızdaki kişi kendinin dinlenildiğini gördüğünde ve ilgi gördüğünü gördüğünde emin olun çok mutlu olacaktır. Ve sohbet ortamınız telaşsız ve sakin olacaktır.

İnsanların size hakaret ettiğinde, ya hakareti yakalayıp kendinizi üzersiniz ya da yere düşmesine izin vererek gününüze devam edebilirsiniz.

Unutma! Sen istemedikçe kimse seni üzemez.

Kızmak, o kişinin bizim duygularımıza hakim olmasına izin vermektir.

Nefes almanın gücünü ve güzelliğine alışıp, bir zaman sonra taktir de etmeye başlayacaksınız.

6. Kendinizi iyi hissettiğiniz zaman şükredin, kötü hissettiğiniz zaman zarif olun

Dünyadaki en mutlu insanı bile her zaman mutlu değildir. Huzurlu ve rahat insanları gözlemlerseniz, kendilerini iyi hissettiklerinde son derece zarif olduklarını fark edersiniz. Olumlu olumsuz duyguların geçici olduğunu ve bir zaman sonra kendilerini şu anki kadar iyi hissetmeyeceklerini bilirler. Bu hayatın parçası olduğundan duyguların geçici olduğunu bilirler. Kendinizi kötü hissettiğinizde karşı koymak yerine gevşemeye çalışın. paniğe kapılmak yerine sakin olun. Onunla kafa kafaya vurmak yerine sakin kalırsanız bir zaman sonra gideceğinden emin olabilirsiniz. Dert sıkıntıları kovmayın sadece seyredin, onları koymaya çalıştığınız taktirde bilinç altına itmiş olacaksınız. O yüzden sessiz bir şekilde onlara kucak açıp zamanın iyileştirici gücüne bırakmak olacaktır. Ve unutmayınız ki Sevginin gücünü kullanarak hem kendimizi hemde insanlara ne kadar çok sevgi verirseniz, o kadar çok karşılığını alırsınız.

Olumsuz olaylar bizi yıkmaktan çok bize ders verdiğini unutmayın.

Mutluluk hüzünden geçer.

7. Zihninizi Dinleyin ve sezgilerinize güvenin

İnsanların tüm sorunları, kişilerin bir odada, tek başlarına, sessizce oturmamalarından kaynaklanıyor. Emin olun, sessiz bir zihin, iç huzurun temelidir. O yüzden bazı günler kendinizi vakit ayırın. İçinizdeki size şefkat göstermekten korkmayın ve onu sevginiz ile beslemeye özen gösterin. Unutmayın siz istemedikçe hayatın acil durum değildir.

Kalbimizin sezgisine güvenmenin anlamı, hayatınızla ilgili ne yapmanız, hangi önlemleri almanız ve hangi değişiklikleri yapmanız gerektiğini bilen ve içinizden sizi sessizce uyaran sesi dinlemek ve ona güvenmektir.

Kararsız kalıp nefes alamadığın o an sezgilerine güven, seni doğru yola getirecektir. Celal yavuz
Bu makalede UFAK TEFEK ŞEYLERİ DERT ETMEYİN kitabından alıntılar bulunmaktadır.