Küresel Sağlık, Su ve Gıda Savaşları

Paylaş

Küresel Sağlık, Su ve Gıda Savaşları yazımızda Dr. Ramazan Kurtoğlu ve Prof. Dr. Canan Karatay’dan sağlık, gıda ve sular hakkında çok önemli bilgileri yazdık.

Küresel Gıda Savaşları

Gıda ve su savaşlarında Rockefeller ailesi yönetici pozisyonundadır. Amerika‘da kimse bu aile izin vermeden Tarım Bakanı olamıyor. Çoğu şeyi kontrol ettikleri gibi gıdaları ve suları da kontrol etmektedirler. İnsanlar farkına varmadan zararlı gıdaları tüketmektedir. Aynı aile finans endüstrisini de kontrol etmektedir. Tapınak şövalyelerinden beri bu adamlar parayı ve sistemi kontrol etmektedir. Günümüzde sessiz silahlarla insanlık dönüştürülüyor. Aynı yapı ilaçları kontrol ediyor. Çağımızda su, gıda ve sağlık ticareti çok büyük öneme sahiptir. 2017 sonunda Dünyanın milli geliri 87 trilyon dolar iken sadece 1 trilyon doları reçeteli ilaçları kapsamaktadır. 350 milyar dolarda reçetesiz ilaç ekonomisi bulunmaktadır. Finans ve silah endüstrisinden sonra ilaç endüstrisi gelmektedir. İnsanları tansiyon ilaçlarıyla, şeker ilaçlarıyla, kolesterol ilaçlarıyla ve antidepresan ilaçlarıyla çevirmişlerdir. Türkiye ilaç firmaları için bir cennettir. Küresel Sağlık, Su ve Gıda insanların yeni savaşı olacaktır.

Antibiyotik Kullanımı

Antidepresan İlaçlarının Kullanımı Artıyor

Özellikle antidepresan ilaçlarının kullanımı ülkemizde ve dünyada hızlıca artmaktadır. Sigaranın yasaklanmasını isteyen çevreler antidepresanların yasaklanması için aynı çabayı sarf etmiyorlar. Antidepresanların da ciddi olumsuz etkileri bulunmaktadır. Hedeflerinde ilk önce dünya nüfusunun yarı yarıya azaltılması daha sonraki aşamada ise toplam nüfusun 300 milyon rakamlarına indirilmesi planlanıyor. Küresel Sağlık, Su ve Gıda’da 2050 yılında dünyanın yarısının kronik hastalıklarla boğuşacağı projesi bulunmaktadır.

tohumlar

Tohumların Genetiği Değiştiriliyor-Küresel Sağlık, Su ve Gıda Savaşları

Rockefellerlar ilk defa 1950’li yıllarda tohum ile ilgili vakıf kuruyorlar. O zamanlar ABD Dışişleri Bakanı Kissinger‘ın söylemiş olduğu söz her şeyi anlatıyor. “Petrol ile hükumetleri, para ile devletleri, gıda ile insanlığı kontrol edersiniz.”demiştir. Rockefellerlar bu vakfın başına Kissinger’ı getirdiler. Dünyadaki GDO’lu tohumun mucidi bu kuruluştur. GDO’lu tohumu üretmelerinin gerekçesi olarak dünyada aç olan insanları doyurmak varmış. Afrika’da ve Asya’da hala insanların aç olduğunu görebiliyoruz. Genetiği değiştirilmiş tohumlarla insanlar sağlıksız besleniyor. İnsanlık yapıyormuş gibi gösterip alttan insanlığın sağlığıyla oynuyorlar. GDO’lu ürünler gelişmiş ülkeleri ve gelişmekte olan ülkeleri tamamıyla ele geçirmiş durumdadır. 

tohum-deposu-ambar

Kıyamet Ambarı

Küresel tohum ambarında dünyanın birçok tohumu saklanmaktadır. Bu tohumlarında hepside ilk halleriyle saklanmaktadır. Bu ambarda ülkemizden Siyez tohumu saklanmaktadır. İsrailliler, Siyez buğdayı tohumunu ülkemizden götürüp kendi ülkelerinde en makbul buğday olarak yetiştirmektedir. Kıyamet ambarı veya küresel tohum ambarının kurulma amacı, adından anlaşılacağı gibi dünyada herhangi kötü bir şey olduğunda insanlar buradaki tohumları kullanarak dünyayı yeniden kuracaktır. Yaklaşık olarak 30 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. Norveç’te bulunan kıyamet ambarının gündeme gelmesi son birkaç yıldır vardır. Bunun nedeni de buzulların erimesidir. Buzulların erimesinin nedeni de sanayinin doğaya aşırı zarar vermesinden kaynaklıdır. Her şeyi kendileri yapıyor ve önlemlerini de kendileri için alıyorlar.

tohum-deposu1

GDO’lu Tohumların Zararları Neler?

GDO’lu buğdaylar hibrit olarak üretilmektedir. Bodur buğday olarak üretilirler. Eski buğdayların uzunlukları insanların boylarını geçerdi. Gluten bütün bitki ve sebzelerde bulunur. Siyez buğdayında gluten oranı  %10-14 oranındadır. Hibrit buğdayında gluten oranı %60-70’lere kadar çıkmaktadır. Hibrit buğdayı üretme amacı olarak uzun süre dayanması ve verimi arttırma olarak gösterilmektedir. Dünyadaki açlığı önleme amacı da taşımaktadır. Bu tohumlar ertesi yıl tekrar üretilememektedir. Yeniden hibrit tohum almak gerekiyor. Bu gluten çeşidini vücudumuz sindirememektedir. Bu şekilde toplumda gluten hassasiyeti oluşmaktadır. En bilinen hastalığı çölyaktır. Çok büyük bağımlılık yapıyor ve gluten bağırsaklardaki dost bakterileri yok ediyor. Bağırsaklardaki biyolojik dengeyi bozuyor.

Ülkemize Kısır Tohumunun Gelişi

1980’li yıllarda ülkemizin çiftçilerine çok ucuz tohumlar vermeye başladılar. Çiftçiler bu tohumları o yıl ekiyor ve mahsulünü aldıktan sonra gelecek yıl tekrar tohumu almak zorunda kalıyordu. Tohumların üreme kapasitesi yoktu. Genetiği değiştirilmiş olduğu üreme özelliğinin olmadığından anlaşılıyor. Anadolu insanı bu tohumlara kısır tohum ismini vermişti. 

Bağırsaklardaki Bozulmanın Beynimize Etkisi

Canan Karatay‘ın “Geleceğimiz bağırsaklarımızdadır” sözü, bağırsakların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Ağzımızda başlayan sindirim sistemi bağırsak düzeninde dost bakteriler sayesinde vücudun ihtiyaç duyduğu şeyler emilir. Dilde, bademciklerde, midede bulunan küçük tüyler vücudun ihtiyaç duyduğu maddeleri emer. Gluten ve şeker tüketimi bağırsaklardaki dost bakterileri öldürmektedir. Bu şekilde düşman bakteriler bağırsaklarda çoğalır. Bu şekilde vücuda gelen maddeler tam emilemez, vücut yabancı madde olarak algılar ve sistem bozulmaya başlar. Otoimmün hastalıklar bu şekilde artmaya başlar. Bu hastalıklarında çözümü bulunamaz çünkü bağırsak sistemi akla gelmez. Mısır şurubu şekeri de bağırsakları bozmaktadır. İçerisinde bulunan aspartam maddesi parkinson yapmaktadır. Bağırsaklardan beyne giden enzimler parkinsonu başlatır. Şekersiz içecek diye satılan ürünlerin içerisinde aspartam bulunmaktadır. Enerji içeceklerinde de bir sürü zararlı içerikler bulunmaktadır. Soyada küçük erkek çocuklarda meme büyümesine neden olmaktadır.

Probiyotik Hapların Etkisi

Probiyotik canlı bakteri demektir. Yoğurtta, ev sirkesinde, ev turşusunda, şirden mayalı peynirlerde olan canlı bakteriler probiyotiktir. Bunlar dost bakterilerin çoğalmasını sağlar. Haplarda canlı bakteri bulunmaz. Probiyotik haplar kullanan bazı kişilerde alerjiler başlamıştır. Vücudumuzda 80 trilyon bakteriyle yaşamaktayız. Bu bakterilerin dost bakteri olarak kalması ve ağırlıkta dostların olması gerekir. Yapay yiyecekler ve yabancı maddelerle düşman bakterilerin çoğalmasıyla hastalıklar oluşur. Prebiyotik içeren gıdalarda bağırsaklarda olan dost bakterileri besler. Zeytinyağı tüketerek prebiyotikleri bolca alabilirsiniz.

Ekşi mayalı ekmek-en sağlıklı ekmek
Ekşi mayalı ekmek

Ekmeklerdeki Katkı Maddeleri Zararlı Mı?

Fabrikadan gelen unlara bir sürü kimyasal madde katılmaktadır. Ekmeklere katılan maddeler sayesinde ekmeğin miktarı artar, ekmeğe bağımlılık artar ve hamuru yapmada kolaylık sağlanır. Fırınlardan aldığınız ekmeklerde bromür bulunur. Bromür kanserojendir. 1990 yılında İngiltere ekmeklere bromür katılmasını yasakladı. 1994 yılında Kanada fabrika unlarına bromür katılmasını yasakladı. Çin ve Meksika’da yasakladı. Amerika yasaklamadı fakat ürünlerin üstüne bromürlü olduğunu yazma zorunluluğu getirdi. Ekmekte bulunan glutenin yanında
bromürün de zararı bulunmaktadır. Bromür vücuda girdiği zaman iyot kullanımına engel olmaktadır. Hazır ekmeklerden uzak durulması tavsiye edilmektedir. Düşmanların asıl amacı toprağı öldürmektir.

Gluten Hassasiyeti Belirtileri-Küresel Sağlık, Su ve Gıda Durumu

gluten-hastalik-belirtileri

Gluten hassasiyeti başlamış kişilerde bazı belirtiler bulunmaktadır. Bunlar:

  1. ALS Sinir hastalığı
  2. Çocuklardaki dikkat dağınıklığı
  3. Anksiyete
  4. Otizm-diyabet
  5. Haşimato
  6. Kronik tiroidit
  7. Eklem ağrıları
  8. Osteoporoz
  9. Beyin bulanıklığı
  10. Kanserler
  11. Sık sık hastalanma-Bağışıklık sisteminin çökmesi
  12. Büyüme geriliği
  13. Depresyon
  14. Mide-bağırsak gazı
  15. İshal-kabızlık
  16. Erkeklerde ve kadınlarda kısırlık
  17. Migren baş ağrısı
  18. Sık sık düşük yapmak
  19. Alzheimer-Erken bunama
  20. Sık sık acıkma-Tatlı krizine girme
  21. Parkinson
  22. Burun tıkanıklığı
  23. Kaşıntı-Cilt döküntüleri-Egzama-Sedef

Tüm bu hastalıkların altında gluten hassasiyeti bulunmaktadır.

Glifosat

Glifosat, tarım sineklerine ve böceklerine karşı onları öldüren kimyasal bir maddedir. Çok tehlikelidir. Ülkemizde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Amerika’da da çokça kullanılmaktadır. Amerika’da zika virüsü denilen şey
glifosat kaynaklıdır. Toprağa glifosat sıkılırken insanlar maske takar. Glifosat insan DNA’sını bozmaktadır. Topraklara çok fazla kimyasal katıldığı için mineralleri çok düşmüştür.

gunluk-su-icme-miktari

2025 Yılı Kıtlığı ve Su Sorunu

Amerika’da yayınlanan bir raporda 2025 yılında dünyada büyük bir kıtlık yaşanacak. Su, petrolden daha kıymetli olacak. Özellikle Dicle ve Fırat nehirleri diğer ülkelerin gözdesi durumundadır. Ülkemiz su kaynakları bakımından oldukça zengindir ve bazı ülkelerin hedefi bol su kaynağı olan alanlardır. Küresel ısınma yeraltı sularını ve yağmurları azaltıyor bu nedenle insanlar su sıkıntısı çekmeye başlayacak. Türkiye’de göllerdeki suların azaldığı görülmektedir.

Canan Karatay Beslenme Şekli
Beslenme Piramidi-Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlık Kitabında Yer almaktadır. Yıl 2011.

Vücudumuzun Yapısında Suyun Önemi ve Doğru Beslenme

İnsan vücudunun %60’ı su, %20’si protein, %19’u yağ ve %1’i karbonhidrattır. Doğal kaynak suları içilmelidir. İnsan vücudundaki su tuzlu sudur. İnsanlara eskiden doğal yağ yemeyin margarin yiyin dediler. Protein yemeyin karbonhidrat yiyin dediler. Bebeklere anne sütü vermeyin, mama verin dediler. Bu şekilde insanlara ciddi zararlar verdiler. İnsanların beyninin çalışmaması için protein yerine bol bol karbonhidrat verdiler.

Doğal Ürünlere Talep ve Mevsiminde Beslenmek

Doğal olmayan yiyeceklerden uzaklaşmak için organik pazarlardan alışveriş yapabilir veya kendi bahçenizde üretim yapabilirsiniz. Arz-talep dengesinde siz ne kadar çok doğal ürün talep ederseniz, insanlarda o kadar çok organik ürünler üretecektir. İnsan vücudu mevsimsel yiyeceklere ihtiyaç duyar. Yazın yaz yiyecekleri yenilmeli, kışında kış yiyecekleri yenilmelidir. Vücudumuz bu duruma kendini hazırlar. Vücut bu şekilde kendini toparlar. Bunların haricinde 12 ay boyunca çıkan ürünler tehlikelidir.

Kanada’dan İthal Edilen Bakliyatlar

1980’li yıllarda Kanada‘dan ziraatçiler ülkemize gelerek tohumlarımızı ülkelerine götürdüler. Ülkemizden aldıkları tohumları seralarda GDO’lu bir şekilde yetiştirdiler. Ülkemiz son yıllarda Kanada’dan mercimek ve fasulye gibi ürünleri ithal edecek duruma gelmiştir. Eskiden Anadolu’nun her yerinde üreten besinler şimdilerde yeteri kadar üretilemiyor. Kuru fasulye ve mercimek özellikle ithal edilmektedir. Buğday ihraç eden ülkeden ithal eden ülkeye döndük. Ülkemize Çin‘den sarımsak ithal edilmektedir. Kastamonu’nun Taşköprü sarımsağı dururken Çinlilerin sarımsağı alınmaktadır. Aynı şekilde Çin’den susam ithal etmekteyiz.

Temizlikte Doğallığı Tercih Etmek

Temizlikte çamaşır suyu, deterjan ve şampuanlar yerine doğal çözümler tercih edilmelidir. Bu tür ürünlerde çok ciddi kimyasallar bulunmaktadır. Şampuanlar yerine yeşil kalıp sabunlar tercih edilebilir.

Döner Tüketimi

Et İthalatı

Ülkemiz son yıllarda dış ülkelerden et ithalat etmeye başladı. Arazi bakımından oldukça fazla alana sahip olan ülkemizin et ithal etmesi çok garip bir durumdur. Her yer mera olacak durumdadır ve rahatlıkla et ihtiyacımızı karşılayabiliriz. Hollanda‘da 1,5 milyon insan inek yetiştirmektedir. Konya kadar olan Hollanda sağlıklı inekler yetiştirebiliyor. Ülkemizde çiftçilere daha çok destek verilmesi gerekiyor. 1980’de sonra çitçiye olan desteklerde ciddi azalmalar yaşanmıştır. Ülkemiz şuanda Yunanistan kadar tarımını destekleyemiyor. Nüfus karşılaştırması yapınca durumun ciddiyetini anlayabiliyoruz.

İthal Etlerin Helal Olmaması

Etlere gelecek olursak; dışarıdan gelen etlerin hepsi donmuş ettir. Dışarıdan gelen etlerin hepsi sığırdır ve hormonlarla büyütülmüştür. İslami usullerle kesilmeden bize gönderilmişlerdir. Genel olarak etlerin Amerika kıtasından geldiği varsayıldığında durum böyledir. Elektrik şokuyla hayvanlar telef edilip kesilirler. Ülkemizin etiyle yurt dışından gelen et arasında dağlar kadar fark bulunmaktadır. Senelerce kırmızı et yemeyin diye haberler yapılmıştır, bunun amacı beyinlerin çalışmamasını sağlamaktı. İthal hayvanların yemlerinde domuz kanı ve domuz külü bulunmaktadır. Daha birçok hayvanın parçaları yem olarak kullanılmıştır. Hormonlu ürünler insanların DNA’larını bozmaktadır. Cinsiyet bozukluklarına neden olmaktadır.

ceviz-badem

Kuruyemiş İthalatında Tehlike

Ülkemiz kuruyemişlerden ceviz ve bademi de ithal etmeye başlamıştır. İthal edilen ülkeler Brezilya, Amerika ve Günef Afrika’dan ülkemize gelene kadar konteynerlara bromür sıkıyorlar. Bu şekilde ceviz ve bademlere fare, böcek gibi hayvanların yaklaşılması önleniyor. Ülkemize gelmesi 2 ay kadar sürdüğü için mecbur bu ürünlere sıkılmaktadır. Daha sonra bunları biz yiyoruz.

Kolesterol Terörü

Kolesterol terörü dünya kartellerinin bir oyunudur. Kolesterolün yüksek olmasında bir sakınca yoktur. Tıp tarihinin en büyük yalanıdır. Kolesterol yüksekliği diye bir hastalık yoktur. Her insanın kolesterol değeri farklıdır ve bu da ihtiyaca göre değişmektedir. 300-400 arası normaldir. Kolesterol ilaçlarının çıkmasıyla birlikte kolesterol değeri düşürüldü. İnsanların da sağlıklı olması için kolesterol değerlerinin 300’ün altına inmesi gerektiği söylendi. İyi kolesterol ve kötü kolesterolü de bu firmalar çıkarmıştır. İnsan vücudundaki kolesterol çok elzem ve doğaldır. Kolesterolün kalp krizine neden olduğu da büyük bir yalandır. Damarları tıkayan şeker ve undur. Şekerden mutlaka uzak durmalısınız.

Antidepresanların Yan Etkileri

Çocuklara da son yıllarda antidepresan ilaçlar veriliyor. Çocukların hiperaktivitelerinin önüne geçilmek için bu ilaçlar veriliyor. Halbuki çocuklara çok fazla şekerli gıdalar verildiği için bu hiperakviteler meydana geliyor. Üniversitelerde gençler çok fazla antidepresan kullanmaya başladı. Bu ilaçların önüne geçilmesi gerekiyor. Antidepresan ilaçlar kişiliği değiştirir ve intihara sürükler. İntihar edenlere bakıldığında çoğu antidepresan ilaç kullanmıştır. Antidepresanlar geçici olarak vücuttaki serotonin hormonunu(mutluluk) yükseltir ve hızlı bir şekilde düşmesine neden olur. Bu durumda insanları zorlar. Vücutta hiç yoksa etkisi olmaz. Doğal serotonin hormonunun %95’i bağırsaklar tarafından üretilir. Bu şekilde serotonin hormonu dengeli bir şekilde yükselir ve çok düşmez. Bu nedenle bağırsaklarımıza çok iyi bakmalıyız. Probiyotikleri ve prebiyotikleri bolca vücudumuza almalıyız. Bağırsaklarımızdaki iyi bakteriler bu tür hastalıkları tedavi eder. Bağırsaklara gereken önemi mutlaka vermeliyiz.

Gıda Yoluyla Beyin Kontrolü

Finansı, ilacı, gıdayı ve suyu kontrol edebilirseniz her şeyi kontrol edersiniz. İnsanların beyinleri bu şekilde rahatlıkla kontrol edilebilir. Bilim adamları çalışmalarını; sorgulamadan ve düşünmeden her söylenileni yapacak insanları oluşturmaya odaklamıştır. Ne yerseniz osunuz. Gıda konusu çok önemlidir ve dikkate alınması gerekmektedir.

Hangi Tavuğu Yemeli?

Tavuk ve yumurtası konusunda gezen tavuk ve yumurtası tercih edilmelidir. Her şeyin doğalı makbul olduğu gibi tavuk ve ineğinde doğal ortamında yetiştirileni makbuldür. Amerika’da doğal tavuk ve inek eti tercih edilmeye başlanmış ve bu etlerin fiyatları diğerlerine göre daha pahalıdır. İnsanların kendi yiyeceklerini üretebilmesi çok önemlidir. Azda olsa doğal yiyecekler üretmek gerekiyor.

Yoğurt Tüketimi

Yoğurdu evde kendiniz yapmalı veya doğal yoğurt satın almalısınız. Hazır yoğurtlar yerine evde doğal mayalanmış yoğurdu tüketmek sağlık açısından çok yararlıdır.

En büyük güç hakiki bilgidir.

Küresel Sağlık, Su ve Gıda Savaşları-Türkiye’nin Nabzı programında konuşan Dr. Ramazan Kurtoğlu ve Prof. Dr. Canan Karatay’dan yardım alınmıştır. Tam program:

Paylaş

Admin

Yavuz Mental Kuruluş 17 Eylül 2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir