İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hastane Hastalığı-Algı

Hastane Hastalığı-Algı yazımızda ülkelerde hastane sayısının artmasıyla birlikte eczane ve ilaç sektörlerinde doğrudan artış yaşanmasını, sağlıkta ve bilgide algının kullanımını yazdık.

Hastane Hastalığı

Bir ülkede hastane sayısı sürekli artıyorsa o ülke sağlıkta gelişiyor mudur? İlk önce, evet dersiniz. Eskiden hastane yokluğu çekmiş iseniz “hastalık acınız” varsa, bu kulağa hoş gelecektir. Ancak unuttuğunuz bir bilgi var. Eskiden insanlar bu kadar çok mu hasta oluyordu? Bunu sormak aklımıza gelmeyebilir. Ülkemizdeki hastanelerde ise kullanılan ilaçların çoğunun ithal edildiğini unutmamak gerekir. Yeni yaşamla birlikte birçok yeni hastalığın çıktığını ve çözümlerinin ilaçla olmadığını belirtmek gerekir. Sizi sürekli ilaca mahrum bırakırlar. Doğaldan şaşmamaya ve paketlenmiş ürünlerden uzak durmaya özen gösterin. İlaç sektöründe liderlik Amerika ve Almanya’nındır. Amerika’nın bu ülkeye zararlı gıdalarda neleri getirdiğini araştırabilirsiniz.

cicek-hastaligi-asisi

İlaç sektörü; eczaneler de hastane sayısına paralel olarak artar. “İlaç, ilacı çağırır.” derler. Böylelikle aklınıza hasta olduğunuzda gideceğiniz bir hastane olmanın rahatlığı siner. Tabi özel hastaneye giderseniz, dünya kadar ücret isteyeceklerdir sizden. Devlet hastanelerinde de yer bulmak zor. Unutulan şey ise “Keşke hiç hasta olmasam; sağlıklı, doğal, helalinden beslensem.” cümlesidir. Asıl çözüm budur. Yani sağlık sektörünü geliştirmenin ötesinde, sağlıklı ortamı temin etmek.

Algıda örneklemi doğrulamak için; İsveçli bilim adamlarını katmak, şu marka kullananların diş çürüme ihtimali %22’nin altında olduğunu belirtmek, sonuçların “bağımsız” bir laboratuvar tarafından elde edilmiş ve noter tarafından onaylandığını söylemek sizi ikna etmeleri için yeterli olacaktır. Misvak bu arada unutulmuş, kocakarı ilaçları denilerek geleneksel tıp inkar edilmiş; adını alternatif tıp olarak güncellemiştir.

Doğru Bilginin Oranı

Mesela doğal tarımınız elinizden alınıp organik tarım adıyla yine size pazarlanmıştır. Herkes kendi kendinin istatistikçisi, anketçisi olup verileri bir başına mı değerlendirecek? Oturup ham verileri kendisi mi incelemeli? Bu imkansızdır. Ancak, kolayca anlaşılabilen bir anlamlılık testi var. Bilgi kaynağı anlamlılık derecesini de veriyorsa neye dayanacağınızı bilirsiniz. Mesela nüfus sayımlarının dünyada 7 milyar insanın yaşadığını söylemesi gibi. Birçok kurumda %5 anlamlılık değerinden daha kötüsü kabul edilmez. Bazı durumlarda aranan seviyenin %1 olması şaşırtıcı, değil mi? Doğru bilginin oranın %100 olması gerekmiyor muydu? O zaman işi rakamlara ve oranlara, kelimelere bırakmamak gerekiyor. Ruhuna sahip çık.

Hastane Hastalığı-Algı-İnsan ve Hayat Dergisinden yardım alınmıştır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir